Kadınlar erkeklere kıyasla üç kat daha sık migren atakları yaşıyor. Bu fark büyük ölçüde gebelik ve adet gibi hormonsal değişikliklere atfedilebilir.
Buna rağmen, Ulusal Nörolojik Bozukluklar ve İnme Enstitüsü (National Institute of Neurological Disorders and Stroke (NINDS)) araştırma koordinatörü Dr. Linda Porter migrenin kadınlara özelleşmiş tedavisi için erkeklerin de çalışmaya dahil edilmesinin önemini savunuyor.

“Bu, migrenin cinsiyetler arasında nasıl değişiklik gösterdiğini öğrenmemize yarayacak.” diyen Dr. Porter, dolayısı ile kadınları hedef alan migren tedavilerinin geliştirilmesine yardımcı olacağını savunuyor.
Bu eksendeki araştırmalardan biri migrenin izlenmesine ve baş ağrılarını takip etmekte zorlanan kişilere nasıl yaklaşılacağı üzerine odaklanıyor.
Katılımcılar 20 gün boyunca bir telefon uygulamasında günde üç kere baş ağrısı günlüğü doldurdu. Bazıları günlük doldurmaya 2 ay daha devam etti. Araştırmacılar ilk 20 günü tamamlamayı başaramayan katılımcılarla birlikte çalışarak alternatif yöntemler bulmaya çalıştı. Üç ay boyunca aynı uygulama üzerinden bir destek aracı veya eğitim desteği aldılar.
Bir diğer NINDS destekli çalışma migrenin en sık tetik faktörü olarak karşımıza çıkan stresi daha iyi anlamaya odaklandı. Her ne kadar stres iki cinsiyeti de etkilese de, kadınlar erkeklere nazaran daha sık stresten yakınmaktadır.
NINDS mensubu Dr. Michael Oshinsky, araştırmacıların sinir uyarısı ve stres yönetimi vasıtası ile migren ağrısının takibi ve tedavisine yardım ettiklerini ifade ediyor.
Özellikle vagus sinirine, beyinden çıkan ana sinir üzerine odaklanıyorlar. Vagus, bize enerji veren vücut görevlerini idare etmeye yardım ediyor.
Bu çalışmada, araştırmacılar siniri uyarılması ile katılımcılarda migren ağrısının rahatlamasının sağlanabilip sağlanamadığını araştırıyor. Aynı zamanda katılımcılara stres azaltmaya yönelik eğitim de verilecek.
Kaynak: https://magazine.medlineplus.gov/article/migraine-studies-look-at-impact-of-lifestyle-changes/
