Aşılar kendinizi COVID-19’a karşı korumanın en iyi yoludur. Hastalığa sebep olan SARS-CoV-2 virüsüne karşı güçlü bir savunma sağlarlar. Aşılar vücudumuzun hastalıklardan savunma mekanizması olan bağışıklık sistemini aktive ederler. Bu etki virüsle savaşan antikorları üreten B hücrelerinin ve enfekte hücreleri öldüren T hücrelerinin uyarılması ile başlar.

Virüse karşı oluşan ilk tepkiden sonra, kandaki antikor miktarında düşüş başlar, ancak bazı B ve T hücreleri virüsü “hatırlayabilmek” ve gelecekte olacak enfeksiyonları bertaraf edebilmek için yaşamaya devam eder. Gelecekte üretilecek COVID-19 aşılarının daha verimli hale getirilmesi ve hatırlatma dozlarının ne zaman uygulanması gerektiğinin öngörülebilmesi için araştırmacılar bu hücrelerin çalışma mekanizmalarını daha iyi anlamaya çalışmaktadır.
Geçmiş bir çalışmada, Dr. Ali Ellebedy’nin önderliğindeki Washington Üniversitesi mensubu bir araştırma grubu lenf nodüllerinde bulunan germinal merkezler olarak adlandırılan yerlerde aktif B hücrelerinin COVID-19 aşısından aylar sonrasına kadar izlendiği gözlemledi. Germinal merkezler B hücrelerinin daha etkin antikorlar oluşturmak üzere evrim geçirdiği yerlerdir. Bu sürecin sonunda uzun dönem hafıza tipi B hücreleri oluşur. Bu uzun dönem antikor üreten B hücrelerinin bazıları kemik iliğine taşınabilir.
Yeni çalışmalarında, araştırmacılar COVID-19 aşısını takiben B hücrelerinin SARS-CoV-2 diken (spike) proteinine karşı B hücrelerinin evrimini takip etmeyi amaçladılar. Bu diken proteini virüsün vücut hücrelerine yapışıp enfeksiyon oluşturmasını sağladığı için COVID-19 aşılarının geliştirilmesinde kullanıldı.
Çalışma ekibi, Pfizer-BioNTech aşısından 2 doz almış 43 sağlıklı (bunlardan 13 kişi SARS-CoV-2 enfeksiyonu geçirmiş) kişinin B hücrelerini ve antikorlarını inceledi. Araştırmacılar katılımcıların aşılanmasından 6 ay önce ve sonra kan örneklerini topladı. Bunun yanı sıra çalışmada katılımcıların bir kısmından kemik iliği ve lenf nodülü örnekleri de alındı.
Aşılamadan altı ay sonra, çalışma ekibi tüm katılımcılarda SARS-CoV-2 virüsüne karşı hem antikor hem de hafıza B hücreleri gözlemledi. Alınana 11 kemik iliği örneğinin dokuzunda ise diken proteinine has B hücreleri gözlemlendi.
Çalışma ekibi, B hücrelerinin gelişimini takip edebilmek için kan, lenf nodülü ve kemik iliği örneklerindeki B hücrelerini kıyasladılar ve de 1540 B hücresi soyunun evrimini takip edebildiler.
B hücreleri kanda ikinci doz aşıdan bir hafta sonra en yüksek noktasına ulaşıp hızlıca kayboldu. Buna karşın, B hücreleri lenf nodüllerinde altı ay boyunca kalıp süreç esnasında ciddi değişimlerden geçti. Bu hücrelerce üretilmiş antikorlar virüse yapışma ve bertaraf etme kabiliyetinde ciddi gelişim gösterdi. İkinci aşı dozundan 6 ay sonra alınmış olan kemik iliği örnekleri ise benzer derecede gelişim göstermiş olup lenf nodüllerindeki B hücrelerinde türedikleri düşünülmektedir.
Çalışma B hücrelerinin veya antikorların farklı virüs varyantlarını tanıyabilme özelliğini değerlendirmedi. Ancak başka çalışmaların ortaya koyduğu veriler germinal merkezlerin B hücrelerinin geniş bir varyant yelpazesine karşı koruyuculuk sağlayacak şekilde evrilmesine zemin hazırladığını göstermektedir.
Ellebedy konuşmasında, “Antikorlara bakıldığında, nicelik tek faktör olmamalıdır. 6 ay sonra antikor sayımı düşük görünse de kaliteleri çok daha yüksek olacaktır. Bu antikor tepkisindeki gelişim dış müdahale olmadan gerçekleşmekte. Bir iğne vuruluyorsunuz, belki birkaç gün kolunuz sızlıyor ancak 6 ay sonra bile germinal merkezleriniz çalışıyor ve antikorlarız daha da verimli hale geliyor.” dedi.
