Nadir hastalıkların tedavisinin araştırma ve geliştirme süreci zaman alan, teferruatlı ve sıklıkla pahalı bir süreçtir. Çoğu (neredeyse %80) nadir hastalık tek bir gendeki bozukluktan kaynaklanmaktadır. Bu sebeple, hastalık tedavisi için belli genlerin tekrar düzenlenmesini kapsayan gen tedavileri ümit vadeden bir yaklaşım olarak görülüyor. Bu tedaviler, genetik mutasyonları düzgün çalışan haliyle değiştirerek veya düzelterek çalışıyor.

Nadir hastalıklar genelde yalnızca birkaç yüz kişilik hasta gruplarını etkilediği için ilaç firmaları genel olarak bu hastalıkları tedavi üretmeye ilgi göstermezler.
Bu nokta Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin (NIH) araştırmasının esas hedeflediği meseledir. Bu yazı, Spinal Musküler Atrofi (SMA) ve Duschenne Musküler Distrofi (DMD) hastalıklarından ve NIH’in bu hastalıkların tedavisi için geliştirilmekte olan gen tedavilerine desteğinden bahsetmektedir.
Spinal Müsküler Atrofi: Gen tedavisi hareketi olumlu etkiliyor
Nusinersen isimli ilaç, nadir hastalıkların gen tedavisinde kullanılan ilk onaylanmış ilaçlardan birisidir. Halk arasında SMA olarak bilinen, iskelet kaslarının kontrolünün kaybına sebep olan nadir genetik hastalık grubunun tedavisinde kullanılmaktadır.
SMA’lar bebeklikte veya erken çocukluk döneminde baş gösteren hastalıklar olup bebek ve küçük çocuklarda önde gelen ölüm sebeplerinden birisidir. SMA hastalığının birkaç türü olup bunların tamamı SMN1 (survival motor neuron) genindeki mutasyondan kaynaklanmaktadır. SMN1 vücudun sağlıklı bir şekilde kasları kontrol edebilmesini sağlayan önemli bir proteinin üretiminden sorumludur. SMA hastaları bu SMN proteinlerinden yeterli miktarda üretemedikleri için hareket, nefes alma ve yutkunma gibi hayati görevleri yerine getiren kasları kullanmakta güçlük çekerler. SMA hastalığının şifası yoktur ancak şikayetleri önlemek ve idare etmek için geliştirilmiş tedaviler mevcuttur.
Bazı nadir hastalıklarda, DNA mutasyonları, bir genin veya proteinin kusurlu çalışmasına sebep olur. Milli Nörolojik Bozukluklar ve İnme Enstitüsü (NINDS) SMA hastası çocuk ve yetişkinlerin hastalığını genetik seviyesinde düzeltmek üzere yapılan çalışmaları desteklemektedir. Nusinersen daha düşük miktarlarda da olsa SMN proteini üreten SMN2 isimli geni hedef almaktadır. İlaç SMN2 geninine normalde üreteceği miktarın üzerinde SMN üretimi yaptırmak vasıtasıyla kasların ve sinirlerin doğru çalışmasını sağlamaktadır.
Bir diğer gen bazlı tedavi 2 yaş altındaki çocuklarda, güvenli bir virüs vasıtasıyla belli sinirlere SMN geninin yeni bir kopyasını ileterek kas hareketlerini iyileştirmektedir.
Bu tip genetik ilaçlar diğer kas bozuklukları da dahil olmak üzere başka genetik bozuklukların tedavisinde de ümit vadetmektedir.
Duschenne Musküler Distrofi: Gen tedavisi kas güçsüzlüğünü olumlu etkiliyor
Anne babadan çocuğa geçen musküler distrofiler kasların zayıflayıp güçsüzleşmesine yol açan birtakım hastalıklardır. DMD çocuklarda en sık görülen musküler distrofidir, çoğunlukla erkek çocuklarında görülür. DMD çocuklarda ilk belirtisi genellikle 6 yaşından evvel gösterir ve belirtiler giderek kötüleşir. Yorgunluk; kaslarda güçsüzlük, bilhassa da bacak ve kasıklardaki kaslarda; koşma, hoplama, zıplama gibi hareketlerde sorunlar görülür. DMD olan pek çok çocuk 12 yaşına gelene dek yürüme kabiliyetini yitirir. 20 yaşına gelinceye dekse kalp ve akciğerlerinde sorunlar başlar ve nefes almakta yardıma ihtiyaç duyacak hale gelebilirler. Üzücüdür ki pek çoğu 30 yaşına ermeden hayatını kaybeder.
Bazı kas distrofileri, önemli kas proteinlerini üreten genlerdeki mutasyonlardan kaynaklanır. Bu durumda, kas zarlarını sabit ve güçlü tutan “distrofin” adı verilen bir proteindir. Distrofin olmadan, kas hücrelerinde hasar oluşur ve kaslar zayıflayıp parçalanır.
DMD’nin tedavisi yoktur ancak kasların daha fazla distrofin yapmasına yardımcı olan gen temelli tedaviler de dahil olmak üzere hastalıkların belirtilerine yardımcı olabilecek tedaviler vardır. Umut verici bir yaklaşım olarak tedavide distrofin üreten genleri doğrudan kastaki hücrelere vermek için küçük, zararsız virüslerin enjeksiyonu kullanılır. Bu tür tedavilerin potansiyeli vardır ancak güvenli ve etkili olup olmadıkları hala araştırılmaktadır. Kaslar vücut kütlemizin büyük bir bölümünü oluşturduğundan viral gen temelli tedavinin etkili olabilmesi için dozunun çok yüksek olması gerekir, bu da istenmeyen yan etkilere neden olabilir.
NIH destekli araştırmacılar, distrofin genlerini daha az yan etki ile beraber etkilenen kaslara ulaştırmanın yollarını araştırıyor. Şimdiye kadar sadece hayvanlarda yeni yaklaşımları test ettiler ancak bulguları insanlar için gen tedavilerinin geleceği için umut verici.
