Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından finanse edilen bir araştırmaya göre; endişeli, depresif veya yalnız hissettiklerini bildiren kişilerin COVID-19 teşhisi konduktan sonra hastaneye yatırılma risklerinin daha yüksek olduğu öne sürülüyor. 54.000’den fazla kadın hemşire ve onların çocuklarıyle yürütülen anket verilerini analiz eden çalışma, Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndan Dr. Andrea L. Roberts ve meslektaşları tarafından yürütülmüştür, ayrıca Psychological Medicine dergisinde yayımlanmıştır.

Nisan 2020 ile Nisan 2021 arasında, 3.600′ den fazla katılımcının SAR-CoV-2 enfeksiyon testleri pozitif çıktı. Pandemiden önce kronik depresyonu olduğunu bildiren katılımcıların, COVID-19 teşhisi konduktan sonra hastaneye yatırılma olasılığı %72 daha yüksekti. Çalışmaya başladıklarında olası depresyon göstergelerini taşıyan katılımcılar, taşımayanlara kıyasla %81 oranında daha fazla hastaneye yatırıldı. COVID-19 hakkında çok endişelenmek, hastaneye yatış riskinde %79’luk bir artışla ilişkilendirildi. Bunlara ek olarak; sürekli yalnızlık hisseden katılımcıların, yalnızlık hissetmeyenlere kıyasla %81 oranında daha fazla hastaneye kaldırıldığı görüldü. Kaygı ve stres duyguları, daha yüksek hastaneye yatış riski ile ilişkili değildi.
Araştırmacılar, bulgulara göre psikolojik risk faktörlerinin, yüksek kolesterol ve hipertansiyon gibi fiziksel risk faktörleri kadar hastaneye yatış riskini artırabileceğini gösterdiğini söyledi.
Araştırmacılar standart tedavilere ek olarak, depresyona ve diğer psikolojik bozukluklara yönelik tedavinin COVID-19’un şiddetini azaltıp azaltamayacağını belirlemek için ek bir araştırma çağrısında bulundular.
İlgili çalışma: Wang, S. Depression, worry, and loneliness are associated with subsequent risk of hospitalization for COVID-19: A prospective study. Psychological Medicine. 2022.
